2
emlak

Midas’ın Altınları – Kadir DADAN

Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Midas’ın Altınları – Kadir DADAN
Paylaş
Tarih : 22 Nisan 2020 - 8:00

Midas’ın Altınları – Kadir DADAN

İstatistikleri Okumak…

Salgın başladığından beri çok sayıda rakam ile kafamız karışmış durumda. Rakamların doğruluğuna dair şüpheler de cabası. Üstelik her gün yeni rakamlar açıklanmakta ve bu rakamlara dair bilen bilmeyen kişiler çeşitli yorumlar, ayrıntılı analizler yaparak algılamayı daha da karmaşık hale getirmekte.
Peki bir salgın söz konusu ise göstergeleri kimin belirlemesi ve kimin değerlendirmesi uygundur? Kuşkusuz biyoistatistik ve halk sağlığı uzmanları. Ancak her ikisini de ortalıkta göremiyoruz. Enfeksiyon Hastalıkları bir yana, her yerden kardiyoloji ve cerrahi branşlardan “uzman profesörler” televizyon kanallarında boy gösterip değerlendirmede bulunuyor.
Öncelikle salgın küresel bir boyutta olduğu için Dünya Sağlık Örgütünün bir izleme yöntemi belirlemesi ve belirlenen yöntemin de uygulanmasını ülkelerden talep etmesi beklenirdi. Ancak ilk kez sanayileşmiş ve demokratikleşmemiş bir ülkede ve 11 milyonluk büyük bir metropolde ortaya çıkan bir virüse bağlı olan salgının hızla yine sanayileşmiş ve metropolleşmiş ülkelere doğru yayılması, ortak bir tanı ve takip sistemi kurulamamasına neden oldu. Gerek Birleşmiş Milletler olsun, gerekse Dünya Sağlık Örgütü olsun, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankasının politik kıskacında son zamanlarda iyice ortaya çıkan beceriksizlikleri ve yolsuzlukları ile saygınlıklarını yitirdiler ve özellikle gelişmiş ülkeler üzerindeki zaten pek de geçerli olmayan yaptırımları giderek zayıfladı. Sonuçta çok sayıda ülke, çok sayıda yöntem ile birbirinden farklı izlem yöntemleri ile tanı ve takiplerini yapmak durumunda kaldı.
ABD Başkanının açıklamalarından anlaşılacağı üzere, küresel çaptaki bu kurumların salgının durdurulması konusunda aktif bir role soyunması artık mümkün görünmüyor. Bu gelecek açısından hayli kaygı verici bir durum. Dolayısıyla her ülke kendi bacağından asılmak durumunda ki, Türkiye’nin önüne çağdaş bir yaşam seçeneği olarak konulan Avrupa Birliği de bölgesel bir umut olmaktan çıkmış durumda.
Türkiye de, büyük ölçüde kendi gerçekliğinin üzerine kendine özgü bir yöntem ile tanı ve takip sistemini kurdu. Buna göre bilim kurulunca belirlenmiş bulgulara sahip hastalardan, pandemi hastanesi ilan edilen hastanelerde örneklerin alınması ve belirli merkezlerde(genellikle il merkezi) virüs antijeni bakılması ile öncelikle bulgu veren vakaların yakalanarak tedavi edilmesi, vakalar üzerinden de geriye dönük izleme çalışması yapılarak bulaşın kontrol altında tutulması hedeflendi.
Bu yöntem, birçok bulaş ve vakanın tespit edilememesi sonucunu doğursa da, 20 yaş altı ve 65 yaş üstü yurttaşlara getirilen sokağa çıkma yasağı sayesinde, sağlık kuruluşları üzerinde oluşacak baskının kırılmasını sağlamaya yetmiş görünüyor.
Salgın öncesi pandemi hastanesi ilan edilen tüm hastanelerde, ameliyatların ertelenmesinin, yoğun bakım yataklarının boşaltılmasının, servislerde kaydırma yapılarak boş yatak sayısının artırılmasının yanı sıra, salgının başta İstanbul olmak üzere sağlık kuruluşlarının yoğun olarak bulunduğu şehirlerde yaygınlık kazanması da, sağlık kuruluşları üzerinde Avrupa ülkelerinde görülene benzer bir baskının oluşmamasını sağlayan bir etken olarak ortada duruyor. Önümüzdeki günlerde bu tablo korunabilirse, en zarar ile salgının eritilmesi sağlanmış olacaktır.
Doğal olarak bu şekilde çalışacak bir salgın kontrol sistemi, tüm vakaları tespit edemeyeceği gibi, tüm koronavirüs kaynaklı ölümleri de tespit edemeyecek. Ancak çok geniş bir coğrafyada görece merkezi konumda bulunan pandemi hastaneleri, il merkezinde bulunan referans laboratuarları ve kendisi merkezi olarak var olan bakanlığın başka bir seçenek ortaya koyması beklenemezdi. Kaldı ki diğer ülkelerin açıkladıkları rakamlara baktığınızda onların da tam olarak bu sayıları tespit edemediğini görüyoruz.
Yine doğal olarak gerçeği tam olarak yansıtmayan rakamların kamuoyuna açıklanması ne kadar faydalı olacak? O zaman bu rakamların hiçbir anlamı yok mu? Var elbette. Eğer neyi ölçtüğünüzü ve sağlıklı bir değerlendirme için ek olarak hangi verilere ulaşmanız gerektiğini biliyorsanız ne âlâ.
Örneğin koronavirüs kaynaklı ölümlerle birlikte tüm Türkiye’deki toplam ölüm sayılarını da biliyorsanız, hatta günlük toplam ölüm sayılarının son üç aylık seyrini biliyorsanız, hatta hatta bu ayların geçmiş yıllarının verilerine de sahipseniz, bir ölçüde olası artışları gerçeğe yakın bir şekilde anlamlandırabilirsiniz. Bu istatistiklerin hepsi bakanlıkta var. Sormak gerekir sadece.
Covit-19 şüphesiyle yapılan test sayıları, yoğun bakıma alınan hasta sayıları ve solunum cihazına bağlı hasta sayıları açıklanırken, yatırılan/taburcu edilen hasta sayıları, saptanan zatürre sayıları, bunlara uygulanan tedaviler, ortalama yatış gün sayıları, tekrarlanan test sayılarındaki pozitiflik ve benzeri gibi sayılar ise henüz açıklanmıyor.
Büyük kentlerin ne derecede boşaldığını bilmiyoruz. GSM şirketleri biliyordur. 16 milyonluk İstanbul’da kaç hat vardı, şu an kaç tanesi İstanbul’da örneğin. Keza testlerin ve vakaların il il, ilçe ilçe dağılım da tam olarak açıklanmıyor. Bunu yerine harita üzerinden bir görsel paylaşılıyor ki, adeta Türkiye coğrafi haritasında il bulmaca oyunu gibi. Üstelik online erişilebilir de değil. Ancak bazı yetkililerin erişebildiği anlaşılıyor. Bunun istatistik yorumu ise bazı yerlerde başarılı olunduğu, bazı yerlerde ise sorun yaşandığıdır. Devletin dışında başka bir yaygın iletişim ağının olmadığı, muhalefetin de tüm örgütlenmesine rağmen sürece sadece seyirci olduğu sonucunu da çıkarabiliriz.
İstatistikler ile ilgili bir diğer tartışmalı konu ölüm nedenlerinin doğru kodlanıp kodlanmadığına ilişkin tartışmadır ki, burada Dünya Sağlık Örgütü önerileri ile bakanlığın uygulaması arasında fark olup olmadığı sorgulanmaktadır. Bakanlık test pozitifliği olmayan vakaları COVID-19 olarak ölüm istatistiklerine geçmemekte, bunlar viral pnömoni ya da başka bir kodla bildirilmektedir. Hali hazırda özellikle grip virüsleri kökenli koronavirüs dışında da viral pnömonilerin söz konusu olabileceğini de düşündüğünüzde bu uygulamanın tek başına eleştirilmesi yersizdir. ICD-10 tanı kodlarının ülkedeki geçmişi düşünüldüğünde alınan yol ümit verici olmakla birlikte, hala kodlama sorunlarının yaşandığı ve girilen her verinin başka bir hekim tarafından kontrol edilerek onaylandığını da hatırlatmak gerek.
Covit-19 salgınının ilk başladığı günlerde grip virüsünün hastalandırma ve öldürme sıklıkları ile yapılan küçümseyici karşılaştırmalar, üç ayın sonunda trajedik düzeye gelen rakamlar karşısında anlamsız kalmış durumda. Gerçeği tam yansıtmayan rakamlar bile grip virüsüne oranla oldukça bulaşıcı, hastalandırıcı ve öldürücü bir virüs ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaktadır. Tek teselli edici yanı her iki virüsün öldürücülük açısından hipertansiyon hastaları dışında benzer yaş ve hastalık gruplarında etkili olmalarıdır. Yani bu yıla ilişkin grip virüsüne bağlı ölümler azalmakla birlikte, grip ve koronavirüse bağlı toplam ölümler geçen yıl grip virüsüne bağlı ölümleri geçecektir.
Öte yandan orta yaş üstü yıkıcılığı salgının başından beri farkında olunan bu yeni virüs için, bağışıklanma öngörülerinin umulanın altında kaldığını ve her yeni enfeksiyonun yeni bir başlangıç yaratabileceği gerçeğini akıldan çıkarmamamız gerekiyor.
Bu nedenle salgının kırılma noktası olarak, iyileşen vaka sayılarının, yeni vaka sayılarını geçmesi gösterilse de, son yeni vakadan sonra 14 günlük vakasızlık gelmeden, eski güzel günlere dönülemeyeceğinin de altını çizmek gerek.
Güneş bizimle olmadıkça yolumuz uzun, istatistiklerimiz epey fazla olacak gözüküyor.
Dr. Kadir Dadan-20 Nisan 2020

 

Etiketler : , , , ,

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR
Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR Recai ÇEVİK Dinsel yabancılaşma paradoksu şudur: “Tanrı ne kadar değerlenirse, İnsan yaşamı

Istakozun Günlüğü – SÖZ
Istakozun Günlüğü – SÖZ

Istakozun Günlüğü – SÖZ Recai ÇEVİK Hiçbir canlı doğayı öldürmez. İnsan öldürür. ** Cehaletle uygar olunmaz. Olsa olsa uygar toplumların Kölesi

Gönül Dostları – SAĞLIK KURULLARI, BUNU BİZLERE YAPMAYIN!
Gönül Dostları – SAĞLIK KURULLARI, BUNU BİZLERE YAPMAYIN!

Gönül Dostları – SAĞLIK KURULLARI, BUNU BİZLERE YAPMAYIN! Fikret ÇAĞIN Bizler zaten bir ayağı çukurda 65 yaş üstü 70 lik 80 lik yaşlılarız,

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
reklam

KÖŞE YAZARLARI