2
emlak

Gıdıklama – Pepo Zarko

Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Gıdıklama – Pepo Zarko
Paylaş
Tarih : 10 Mayıs 2019 - 20:00

Gıdıklama – Pepo Zarko

Anılar Senfonisi

Her şey dün gibi yorgun anılarda;
Balat’tayız, üç katlı kagir bir apartmanın son katı,
Geniş camekanlı bir pencere açılıyor öğlen vakti,
Bir kadın; Genç, kuvvetli ve azimli;
Dikmiş gözlerini karşı bayırın başına,
Beklercesine; Öyle bakıyor kendine göre sabırsız,
Öylesine bir sabırsızlık ki bu; bildiğim sabrına yenik;
Ama hayır!
Bitiyor sanki sabırsızlığı,
Aydınlanıyor yüzü birden,
Gözleri gülüyor tüm sevecenliğiyle,
Görüyor, onu görüyor,
Bayırın başında beliren siyah önlüklü beyaz yakalı çocuğu görüyor;
Çocukta görüyor, penceresinden düşecek kadar sarkmış kadını;
Gülüyor tüm masumiyetiyle o kadına,
Kollarını kaldırıyor havaya, çocuksu bir gururla;
Bir elinde karne olduğu belli bir evrak,
Öbüründe rulolu bir başka evrak,
Diploma…
Koşuyor çocuk; Çocuksu enerjisiyle ne olacağını düşünmeden;
İşte o an!
Düşüyor oracıkta pencerede ki kadının yüzü,
Endişenin kara bulutları Haziranın ortasında; Kapkara!
Ya çocuk dengesini bulamazsa; ya çocuk düşerse diye…
Hemen bırakıyor kadın, sarkmayı pencereden,
İniyor tahta ve sallanan basamakları birer ikişer, bir çırpıda,
Anında buluyor kendini aşağıda, evinin önünde; Sokakta…
Çocuksa; biliyor sanki yokuşun tüm taşlarını,
İki kolu yine açık,
Koşuyor hâlâ çocuksu heyecanıyla; Korkmadan…
Korkmadan koşuyor çünkü!
Biliyor çocuk;
Düşerse o taşlarda, anacığı hemen oracıkta…
Yokuşun çarpık taşları, her birinde çocuksu anılar,
O yokuşun taşları çocuklara aşina,
Çocuklar taşlara…
Ananın yüzü yine aydınlanıyor, Haziran güneşi hak getire;
Temmuzların ağustosların güneşi mübarek,
Sıcak, sıcak ötesi; Sımsıcak…
Açıyor kollarını, yüreğinin sonsuzluklarına kadar,
Oracıkta kavuşuyorlar birbirlerine,
Ana ile oğul; ananın gözleri nemli…
Çocuğun gülümsemesi hiç bitmeyecek gibi,
Kadınınınkiyse; Gözyaşlarına dönüşmüş bile…
Islatıyor çocuğun masum yüzünü,
Sarılıyor çocuğuna; Kaybetmemecesine;
Öpüyor, kokluyor, ‘’Oğlum’’ diyor,
Dolu dolu, dopdolu, gururla…
Kola dile; beş senelik maratonu bitirmiş oğlu,
Sanki o beş sene dünmüş gibi;

Her şey dün gibi; yorgun anılarda;
Çocukluk işte, o devre ait,
Boş arsalar, mahalleli arkadaşlar kızlı erkekli,
Art düşünce olmadan oynuyorlar; sokaklarda, boş arsalarda…
Çocuksu bir saflıkla; oyunlara dalıyor çocuklar; saat mefhumunu düşünmeden
Sanki kendilerini bekleyen ve geç kaldı diye endişelenen ana babalar yokmuş gibi;
Dalıyor oyuna mahallenin çocukları, saat kaç oldu düşünmeden;
Oysa aylardan Eylül,
Batmakta artık yaz güneşi, kısalmakta artık gündüzler,
Geceler daha uzun, karanlıklar basıyor gayri; ağırdan ağıra…
Lakin kimin umurunda;
Dalmışlar oyuna umursuzca, karanlıklar bahane…
Ana babalarsa endişeli, çocuklar dönmediğinden!
Mahallede telaş, endişe, korku…
Her baba dağılıyor mahallenin sokaklarına,
Sokak lambalarıysa hayali fener; Loş…
Nihayet gözüküyor çocuklar olanlardan habersiz,
Şen ve şakrak;
Sanki kendileri hiçbir şey yapmamış,
Sanki kendileri endişelendirmemiş hiç kimseyi;
Dağılıyorlar evlerine, hiçbir şey olmamış gibi,
Gülümsüyorlar tüm masumiyetleriyle annelerine,
‘’Anne! Karnım çok aç!’’

Her şey dün gibi,
Yorgun anılarda geçen zamanın ardından hatırlanan;
Kimi gülümseten, kimi neşelendiren, kimi gözleri nemlendiren…
Acısıyla, tatlısıyla, hüznüyle,
Her şeyiyle tüm yaşananlar;
Her defasında sen, sadece sen be anneciğim;
Sen vardın yanımda beni hiç bırakmayacakmış gibi…
Gençtin, orta yaştın, en olgun yaştaydın, hatta ihtiyardın;
Dahası, son nefesindeydin be anacığım!
Yinede sen vardın be anneciğim, hep yanımda…
Ve şimdi;
Sensizim be anneciğim,
Arıyorum sarılışını,
Arıyorum gülen gözlerinle bakmanı,
Arıyorum dizlerine başımı koyup kelleşen başımı sevmeni,
Arıyorum filozof gibi sözlerini, Yılmaz Güney’in Umudu gibi,
Arıyorum, seni hep aramışım gibi;
Meğer ne zormuş alışmak sensizliğine; Yokluğuna…
Ve bir şarkı çalınıyor televizyondan inadına, yaramı deşmek istercesine; Teoman’dan,
‘’Bugün benim doğum günüm’’ diye…
Evet;
Bugün benim doğum günüm, sensiz geçecek ilklerin ilki,
Bugün benim doğum günüm, her şeyin dün gibi yaşandığı yorgun anılarda;
Bugün benim doğum günüm; sadece Anacığımın kutladığı kadar…

Pepo
27 Temmuz 2017 – Maltepe/İstanbul

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Zeytinde Bu Hafta – EKONOMİK ZARAR EŞİĞİ (EZE)
Zeytinde Bu Hafta – EKONOMİK ZARAR EŞİĞİ (EZE)

Zeytinde Bu Hafta – EKONOMİK ZARAR EŞİĞİ (EZE) Tahir Özgür TANER Ziraat Mühendisi İlaç atacakmıyız? Neye göre ilaçlama yapılmalı?

GÖNÜL DOSTLARI – 2019 UN BAHARINDA ETKİNLİKLER COŞKUSU YAŞANIYOR
GÖNÜL DOSTLARI – 2019 UN BAHARINDA ETKİNLİKLER COŞKUSU YAŞANIYOR

GÖNÜL DOSTLARI – 2019 UN BAHARINDA ETKİNLİKLER COŞKUSU YAŞANIYOR FİKRET ÇAĞIN Değerli okurlar, bu yıl 23 Nisan çocuk Bayramı ve 28 Nisan

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR
Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR Recai ÇEVİK “FİAT JUSTİTİA ET PEREAT MUNDUS:” Latin atasözü. “Dünya yıkılsa da adalet

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.