2
emlak

Gıdıklama – Pepo Zarko

Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Gıdıklama – Pepo Zarko
Paylaş
Tarih : 26 Haziran 2019 - 17:53

Gıdıklama – Pepo Zarko

BAYRAMLIK…

Selam dostlar,
Gündem ağır. Zıvanadan çıkmış İstanbul seçimleri, hayatın pahalılığı,emekçinin ve emeklinin iç olan maaşı, açlık sınırının asgari ücreti bile geçmesi, dövülen gazeteciler, serbest bırakılan zanlılar, davaya bakan bir hakimin dava yerine bayan avukatın eteğini sorgulaması, kim olduğunu bilmediğim birinin neredeyse ‘’pedofili’ kitabı yazması veya övmesi, öz amcanın bir buçuk yaşındaki yeğenine tecavüz etmesi, kadın tacizleri ve cinayetleri, işsizlikten kendini yakan bir baba… Öfffff!! Yeter be! Bayrama giriyoruz, bayrama! Bugün karar verdim; sizi azıcıkta olsa gülümsetip üzerimizdeki şu ağdalı havayı değiştireceğim. Gülümsetmek ve (işim bu) beyninizi gıdıklamak! Bir masala ne dersiniz?
O zaman; hadi kolay gelsin…
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde, develer tellal iken pireler deve iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Anadolu’nun bir köyünde ay parçası gibi bir kız yaşarmış. Güzelliği gerçekten ay parçası tabir edilen güzelliklerden olunca tabi ki saf ve duruymuş. Lakin tek kusuru varmış; yüreğinin saflığı, her şeye ve herkese inanmasıymış. Zaten güzelliği de yüreğinin saflığından ve güzelliğinden gelirmiş. Kısacası, kızımız çok ama çok safmış.
Ailesi, kızlarının bu saflığını bildiklerinden; ‘’aman başına bir şeycikler gelmesin’’ diye ne okula göndermiş nede dışarıya çıkartırmış. Mümkün mertebe ‘’kızımız çok saf, delikanlılar onu kandırır, Allah korusun, namusumuzdan oluruz, en iyisi biz bu kızı delikanlılardan uzak tutalım’’ dermiş. (bu arada kızın ismini ne koyayım onu düşünüyorum. Hah. Tamam. buldum. Mademki saf, SAFİNAZ olsun. İyi değil mi? iyi, iyi; J) Ama köy yeri. Kaç hane, kaç insan. Duyulmuş tabi. Delikanlılar kendi aralarında konuşuyorlarmış çeşme başında.
‘’Abi… Az yukarda bir kız var, saf mı saf. Amma; üfff! Bebek mübarek, bebek…’’
Tüm bunları duyan ve evlenmek için böylesine saf kız arayan ıspanakçı Temel, kızı daha görmeden gönlü ona kaymış. Hemen, annesine durumu anlatmış.
‘’Anneciğim. Çeşme başında duydum. Az yukarda, dünya güzeli ve saf bir kız varmış. Tam bizim istediğimiz gibi. Bana kız alacaksan o kızı al…’’ (Sanki pazardan limon almak gibiJ)
Annesi de düşünmüş. İçinden ‘’neden olmasın’’ demiş. Tam istedikleri gibi. Saf ve güzel. Hemen yukarı sokakta ki kızın ailesine gitmiş.
‘’Bak komşu. Kızın maşallah çok güzel. Ama bir o kadarda saf. Sen istediğin kadar dışarı çıkarmasan da mahallenin delikanlıları kıza yangın. Gel sen bu kızı evlendir. Bilirsin, benim oğlan ıspanakçı. İşleri de fena değil. Gel seninle dünür olalım. Hem milletin ağzını kapatalım, hem de onların mürüvvetlerini görelim…’’
Anne ikna olmuş. Babaya durumu anlatmış. Babanın da aklına yatınca bir gece Temel’in ailesi, ellerinde tatlı ve kolonya, kızın ailesine ziyarete gitmiş. Merhaba, hoş geldin, hoş bulduk, nasılsınız, iyi misiniz gibi fasıldan sonra; ‘’Allah’ın emri, peygamberin kavliyle…’’ kızı istemişler. Onlarda dünden razı olunca, nişana bile gerek duymadan bir imam nikahı; tamam. Evlenirler. Not:köy yerinde kız nasıl istendiğini bilmediğim için tatlı dedim. Yoksa lokumda olur bayıldığım halis saf bitter çikolatada…
Evlenirler ya; bizim Temel acayip heyecanlı. Kızı görüyor, güzeller güzeli. Zaten düğün öncesinde keçi boynuzlarını, balları ve elbet ki ıspanakları yemiş, kendisini tutamıyor. Ama kızımız saf. Şaşkın. Seyrediyor öyle Temel ne yapıyor diye. Mesela; gerdek odasına girer girmez kendisini hiç bilmediği bir şekilde dudaklarından öpmüş. Sonra soymaya başlamış. Tamam, tamam. Kız saf işte. Anlayın canım sizde. Her şeyi benden beklemeyin. Neyse malum üzerine en sonunda Temel’in kendisinde olmayan o şeyi de görmüş.
‘’Bu ne?’’
Haydaaa! Sıçtı Cafer bez getir. Anlatabilirsen anlat. Kız bir kere gerçekten; haddinden fazla saf. Kaldı ki köy yeri. Olur a; ya bir başkasına sorarsa. Hatta biri onu kandırırsa. Ama; şu an! Kendisi duracak gibi değil. Resmen yanıyor Temel. Yaniii; anlarsınız yaJ. O zaman; Ne şiş yansın ne kebap. Uygun bir dille anlatmaya karar vermiş.
‘’Bak karıcığım. Bu gördüğün var ya. Bu gördüğün yalnız ve yalnız bende var. Başka hiç kimsede yok. Ve sen! Artık karımsın. Bu gördüğünü asla ve asla kimseye söylemeyeceksin!!’’
Uzun etmeyelim, o gece malum olacaklar olmuş. Temel rahatlamanın verdiği hazla mutlu, ama o’da ne! Safinaz bir başka mutlu. Yüzü gülüyor kızcağızın. Açık konuşalım; hoşuna gitmişti yaşadıkları.
Köy yerinde, adama, ‘’Sen kaç yaşındasın?’’ diye sorsalar; adam ‘’Bir vakitler burada zemheri bir soğuk olmuştu. O soğuk dönemin hemen akabinde aha şu ovalar yeşerdiği vakit, ben doğmuşum’’ der. Onun için köy yerlerinde bir sürü yanlışlıklar yaşanır. Bizim Temel’inde başına böyle bir yanlışlık geldi. Meğerse askerlik zamanı gelmiş, ama o’da, her köy erkeği gibi; ‘’aman ne olacak. En fazla iki jandarma gelir bizi askere gönderir. Yol parası da vermeyiz bariJ’’ dermiş. Dermiş ama gel gör ki Temel’inde askerlik vakti gelmiş. Hayır yani. Askerlik sorun değil. Neticede Vatan Borcu. Elbet ki yapacak!! Ama Safinaz? Safinaz ne olacak? Temel’de artık uyku, hak getire. Tek derdi Safinaz. Ne yapıp edip, Safinaz’ı emin ellere bırakmak gerek. Bırakmakta; kime? Bu düşüncelerle köy kahvesinde otururken yanına çocukluk ve kan kardeşi (günümüzün deyişiyle kanka) gelmiş. Temel çocukluk arkadaşını görünce birden gözleri parladı. Evet. Aranan ilaç oydu. Kankası. Dursun. Lahanacı Dursun.
‘’Seni gökte ararken yerde buldum kardeşim. Niye bunca zaman aklıma gelmedin bilmiyorum ama; iyi ki geldin. Nasılsın? İyi misin?’’ gibi fasıldan sonra konuya girmiş, bizim Temel.
‘’Bak Dursun. Sen askerliğini yeni bitirdin. Şimdi beni askere alacaklar. Biliyorsun, evlendim de ben.’’
‘’Biliyorum…’’
‘’Karım. Karım çok iyi ve çok saf kanka…’’
‘’Üzüldüğün şeye bak! Fena mı? Ne mutlu sana…’’
‘’Çok da güzel…’’
‘’E. Ne var bunda…’’
‘’Ya Dursun. Ne var’ı var mı? Saf oğlum saf. Üstelik; mutluyum. Mutluyum mutlu olmasına da…’’
‘’Eee…’’
‘’E’si, karıma güveniyorum da etrafa güvenmiyorum…’’
‘’Haa… Anladım.’’
‘’Bak Dursun. Sen benim arkadaşımsın. Kardeşimsin. Kankamsın lan, kankam. Senden başka kime güvenebilirim ha, kime!!!’’
‘’Evvelallah…’’
‘’Bak Dursun. Safinaz’ı senden başka kimseye emanet edemem!! Askerlikten dönünceye kadar…’’
Tamam mı? Tamam deyip, gönül rahatlığıyla Safinaz’ı Dursun’ a emanet edip, vatani görevini tamamlamak üzere askere gider. Dursun ilk zamanlar gerçekten emanete hıyanet etmez. Sabahları geliyor, bir ihtiyacın var mı diye soruyor, öğlenleri ve akşamları da Safinaz’la arkadaşlık amaçlı yemekler yiyor, etraf sakinleşip kızın uykusu geldiğinde de evine gidiyordu. Gidiyordu gitmesine de Safinaz o kadar saf, o kadar iyi ama en çokta o kadar güzel ki. Üstüne üstlük kendiside askerlikten yeni gelmiş. Koskoca iki sene. Kadınsız. Doğa kanunu bu, ister istemez Safinaz’ı artık her gördüğünde bir hoş oluyor Dursun. Bu arada kız saf ya; kendiside bu adama emanet edildi ya; onu da Temel gibi sanıyor, işveler yapıyor. ‘’Nasıl olsa emanetim’’ kafası. Safinaz işveler yaptıkça Dursun daha bir hoş oluyor. Bir gün, iki gün, bir hafta! Bir ay!! Olmuyor. Sonunda kararını veriyor.
‘’Bak Safinaz. Kocan askerde. Seni bana emanet etti. Onun için ha o, ha ben. Hiç fark etmez. İstersen Temel’in sana yaptığından bende sana yapayım da Temel üzülmesin. Üstelik; Sevaptır…’’
Safinaz şöyle bakıyor Dursun’a. Aynı kocası gibi. Genç. Kuvvetli. Yakışıklı da. Üstelik Temel ne yaptıysa aynısını o’da yapacak. Bırak fenalığı, sevapmış sevap. Madem ki sevap; hadi; yatak odasına… Bir güzel soyunurlar ve… Olanlarda oluyor tabiatıyla…
Gel zaman git zaman. Askerlik bu. Sayılı gün. Biter elbet. Bitti de zaten. Temel’in gözünde tek Safinaz. Özlemiştir kokusunu, tenini, dudaklarını, kollarını, her şeyini. Uzun etmeyelim, köyüne varır varmaz, soluğu Safinaz’ın yanında alır. Safinaz’da kocasını görünce çok sevinir. Hoş geldin beş gittinden sonra Temel dayanamaz. Sabırsızdır gayri. Bir an önce karısıyla halvet olmak ister. Ancak, Safinaz şöyle bir durur.
‘’Temel…’’
‘’Boş ver Temel’ide işimize bakalım karıcığım…’’
‘’Yaaa… Sonraaaa! Hem ben sana soru sormak istiyorum.’’
‘’Sonrası mı kaldı yahu!! Sonra! Sonra sor! Üf… Yavrummm!!’’
‘’Ya Temel…’’
‘’Temel, Temel, Temel! Ya ne var be!!’’
‘’Bu sözlerin aynısını Dursun’da söyledi bana, biliyor musun?’’
Temel; işte o an durdu. Tüm iştahı, isteği, arzusu bir anda, ‘’püfff…’’; sönmüştü. Bir anda binlerce soru, şüphe; ne varsa hepsi kafada. Ne demekti bu sözlerin aynısını söylemek. Yoksa, yoksa!! ‘’Vay deyyus!! Vay eşşoğlusu!! Ulan, biz sana karımızı emanet ettik, ama sen!!’’ diye geçirdi içinden. Dudaklarında sakladığı binlerce küfür, bir paraydı artık. Saydıkça sayıyordu. Bu arada, karısına baktı. Öyle. Saf, saf duruyor. Üstüne üstlük gözlerinin içi gülümseyerek, tatlı tatlıda bakıyor. Kızamıyordu bir türlü. Nasıl kızsın ki? O saftı. Emanet ettiği kişi saf değildi! Bu sefer sevecen gözlerle okşadı yanağını Safinaz’ın. Ama Safinaz’ın gözleri hala bir şeyler sormak arzusundaydı.
‘’Bir şey daha var, değil mi?’’ dedi, Temel.
‘’Evet kocacığım. Bir şey daha var. Ama görüyorum ki kızmış gibisin. Kızdıysan…’’
‘’Sorun değil canımın içi. Hadi; sor. Sor,sor…’’
‘’Kocacığım, sen demiştin ya bana; ilk gece; hani sende olanın sadece sende olduğu…’’
Temel bu cümlenin sonrasını sezmiş gibi, cevap aramaya başlamıştı bile.
‘’Biliyor musun? Dursun’da da varmış…’’
Temel içinden küfürleri saymaya devam etti. Her şeyi anlamıştı. Ama söz konusu karısının namusuyla kendisiydi. Her ne olursa olsun madem ki saftı karısı; o halde olanı biteni sineye çekecek, hiçbir bozuntuya vermeden ve elbet ki kendisine de toz kondurmadan, bu köyden çaktırmadan sıvışıp bir başka köye veya şehre geçecekti. Çareyi bulmuştu. Bulmuştu da karısına bunu uygun bir dille anlatmaktı, tüm mesele.
‘’Cevap vermedin kocacığım…’’
‘’Bak Safinaz. Sana bir gerçeği daha söyleyeceğim ama sakın bunu hiç kimseye, ama hiç kimselere söyleme! Söz ver bana…’’
‘’Tabi ki kocacığım. Söz!!’’
‘’Ha,birde o Dursun eşşoğlusuna hiçbir şey demeyecek, görsen bile asla ve asla konuşmayacak ve selamda vermeyeceksin. Söz ver!!’’
‘’Anlamadım ama, tamam. Söz!!’’
‘’Birde ben başka yerde iş buldum. Oraya taşınacağız. Bunu da kimselere söylemeyeceksin. Söz ver!!’’
‘’Söz!!’’
‘’İyi. Şimdi sorduğun soruya cevap vereceğim. Ama kimselere söylemek yok!! İyi dinle beni!!’’
‘’Dinliyorum kocacığım…’’
‘’Dursun’da olan var ya…’’
‘’Evet kocacığım…’’
‘’Onu ben verdim. Çünkü bende iki tane var. Ben askere giderken birini ona verdim…’’
Safinaz durur, durur ve sitemle kocasına bakar. Sonra dayanamaz gözleri yaşlı ;
‘’Madem sende iki tane vardı; niye en iyisini, en güzelini en harikasını ve mükemmelini ona verdin???’’
Masalımız burada bitiyor. Köydekiler murada ermiş mi ermemiş mi; bizler kerevete çıktık mı, çıkmadık mı? Doğrusu bilemem. Benim büyüklere masal olarak anlatmaya çalıştığım bu aslı fıkra olan yazımı; eminim duyanınız ve bileniniz çoktur. Olsun. Amacım Dursun’ların bollaştığı bir düzende Safinaz gibi kandırılıp, yapılanları normal karşılayan insanlardan OLMAMAYI; tebessümle anlatmaktı; o kadar.
Elbet ki saflık iyidir. Hele iyi olmak; insan olmanın en belirgin özelliğidir. Zaten bu meziyetleri bünyesinde barındıranlardır; yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen; dimdik, insanlık onuruyla dünyayı ayakta tutan. Uyanık olmak; ama iyiliklerden de taviz vermemek! Sözümü çok sevdiğim Tevfik Fikret’e ait şu sözlerle bitirmek isterim; ‘’Kıranda Olsa Kırıl Düş! Eğilme Sakın…’’
Hepinize Safinazın saflığından faydalanarak üstüne çıkanların bir dünyayı değil; Onurlu yaşamayı kendine destur edinenlerin dünyasında;
Mutlu huzurlu ve sağlıklı nice günler dilerim…

Pepo
30 Mayıs 2019
Erdek…

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

GIDIKLAMA – Pepo Zarko
GIDIKLAMA – Pepo Zarko

GIDIKLAMA – Pepo Zarko TUZLU VANİLYALI DONDURMA ‘’1973 yılının gençliğini doludizgin yaşadığım günlerdi. Evimiz Beyoğlu’na yakın

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR
Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR Recai ÇEVİK “FİAT JUSTİTİA ET PEREAT MUNDUS:’’ Latin atasözü. “Dünya yıkılsa da adalet

Istakozun Günlüğü – ŞİİR HIRSIZI
Istakozun Günlüğü – ŞİİR HIRSIZI

Istakozun Günlüğü – ŞİİR HIRSIZI Recai ÇEVİK Baktım denizler bitmiş Kumsal kan içinde Kapılar gıcırtılı Yollar ince yollar çakıllı

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
reklam

KÖŞE YAZARLARI