2
emlak

Gıdıklama – Pepo Zarko

Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Gıdıklama – Pepo Zarko
Paylaş
Tarih : 12 Ocak 2020 - 12:59

Gıdıklama – Pepo Zarko

Sibel Ünli Diye Bir Kız Vardı Bir zamanlar

Selam dostlar,
Bugün ‘’korkusuzlar’’ dizisinin üçüncüsünü yazacaktım fakat öylesine yüreğimi yakan bir olay yaşandı ki; yüreğim ‘’onu sonra yaz’’ diye adeta haykırdı. Yüreğimi yakan olay yarın birgün maalesef (ve eminim) kesinlikle unutulacak bir olay. İşte bu sebepledir ki (yani unutulmasın diye) bu konuyu yazıya döktüm!!
Konu: Dünden beri gazetelerde yayınlanan genç bir kızın trajedik ölümü.

Adı: Sibel Ünli.
Epilepsi hastası.
Yaşı: 20
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat bölümü üçüncü sınıf öğrencisi.
Uzun zamandan beri haber alınamıyordu. Önceki gün (sanırım cumartesi), Yenikapı sahilinde, vatandaşın biri denizde bir kişinin olduğunu fark etmiş ve deniz polisi tarafından (maalesef) ceset kıyıya çıkarılmış, çıkarılan o kişinin de aranan Sibel Ünli olduğu anlaşılmış.
Gencecik bir kız. Hayatının baharında ama; umut dolu olması gerekmez mi? Ama HAYIR!! Umutsuzdu genç kızımız. O zaman sorumuz şu:
Neden UMUTSUZDU!!
Bilgi desen var. Hani akılsız desem, imkansız çünkü okulunu bitirmeye bir senesi kalmış üçüncü sınıfta.
E o zaman!!
N E D E N!!!!!!!

Sosyal medya. Ben pek anlamam. Ama epilepsi ve engelli kızımız biliyor. İyi biliyor. İyi ki de biliyor. Çünkü tivitler (tweet) yazmış (veya atmış mı demem gerekir). Peki; Neler yazmış (veya atmış)?
‘’Gidecek yerim yok, YAŞANMAYA DEĞER BİR HAYATIMDA…’’
‘’BİR LİRAYLA KARNIMI DOYURABİLİR MİYİM?’’
‘’Yemekhane kartımda para kalmamış, sadece bir liram var…’’
‘’Bir lira kırk kuruşmuş’’
Sormuşlar: Yeni yıl dileğin nedir?
Cevap: İŞ BULMAK
Sormuşlar: Eline 20 bin lira geçse ilk ne yaparsın?
Cevap: KYK (Kredi ve Yurtlar Kurumu) borcumu öderdim.
(Yukarıda okuduğunuz tüm bu satırların bir kısmını, mealende olsa 06.01.2020 günkü Sözcü gazetesinden aldım. Gazete; Sibel Ünli haberini, Üsküdar belediyesince işine son verilen evli ve bir çocuklu genç öğretmenin intihar haberiyle birlikte verdi; çünkü her ikisinin de intihar sebebi aynı. İşsizlik ve Parasızlık!!)

Sevgili gençler;
Eminim hepiniz öğrencilik devresini bir şekilde yaşamınızdır. Eminim (veya umarım) çoğunuz şanslısınızdır da. Şanslıysanız, istediğiniz üniversitede, bölümde hatta yaşadığınız kentte kesin eğitiminizi görmüş veya tamamlamışsınızdır. Hatta, eğer o şanslı kesimden biriyseniz ve yaşadığınız kentin dışında okumak zorunda kaldıysanız; ya özel bir yurtta yada birkaç arkadaş bir araya gelip ev tutarak yaşamış da olabilirsiniz. Harçlıksa; kıymetli ailelerinizin her ihtiyacınızı karşılayacak, sizleri elegüne muhtaç, borçlu veya aç bırakmayacak şekilde mutlaka verilmiştir.
Ama bunlar güzel Türkiye’mizin sadece bir yüzü, tabiri caizse bardağın azda olsa dolu tarafı. Bana kalsa zaten olması gereken yüzü…

Ya öteki yüzü?
O’da Sibel Ünli gibi bir sürü çocuk ve yarınımızın teminatı çoğunlukta ki gençlerimizin halidir!! Yani bardağın çoğu BOŞŞŞ!!!
İstanbul Üniversitesi!!
İçinde bir sürü fakültenin olduğu tarihi bir okulumuz. Üniversitemiz. Bir sürü tarihi olaylara şahitlik etmiş tarihi meydan. (Yıllar geçti. Unutmuş olabilirim. Bizim gençliğimizde o meydan ‘’Hergele Meydanı’’ veya ona benzer argo bir kelimeyle anılırdı). Ben o zamanki adıyla İ.D.M.M.A yani İstanbul Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisine bağlı, Galatasaray Mühendislik Yüksek Okulu Kimya Bölümünde okudum. Yıl 74-78 yılları.

Bizlerde gençtik. Caddelerde arkadaşlarla kalabalıklarla yürüdük. Polis? Elbet ki vardı. Hem de ne polis. Ve düşünün ki o devir 80’li yıllara yakın bir zaman dilimi. Buna rağmen ‘’barışçı bir şekilde hak aramak’’ Anayasal bir Hak olduğunu bizde bilirdik, poliste.

Sevgili Dostlar;
Talebe demek çoğu zaman cebindeki kıt parayla yaşamak demektir. Hele akşam (veya gece) talebesi değilseniz; çalışmanız, iş bulmanız o zaman şartlarında da imkansızdı. (bugün belki daha da imkansız) İğneyle kuyu kazmaya çalışan terzi bir babanın evladı olarak bende parasızdım. An geldi ta Şişli’nin ötesinde bulunan okuldan sırf 25 kuruş paso veya şebeke bilet parası olmadığı (veya kalmadığı) için evime bende yürüyerek giderdim. Dahası; o zamanın öğrenci tabldotu ‘’kuru+pilav+ hoşaf= 2- 2.5 (bilemedin) 3 lira’’. O zamanın şartlarında bile, bu rakamların öyle çok büyük bir para olmamasına rağmen; an geldi tüm gün aç billaç kaldığımı bilirim. Onun için parasızlığın ne olduğunu –ki halen kronik bir parasız olarak- çok iyi bilirim.
Bilirsiniz; televizyonlarda hala oynar rahmetli Kemal Sunal’ın filmleri. Çok güzel bir sahne vardır orda. Kemal Sunal’ın karnı açtır ama parası olmadığından (veya harcamak istemediğinden) bir lokantanın önünde yutkunarak ekmeğinden bir lokmayı, yemeklerin ardındaki cama dayar, sanki o yemeklerin tiritlerine (veya suyuna) banar gibi yaparak yer.
Arkadaşlar! Bu sinemalarda veya televizyonların başında güldüğümüz bu sahne, yaşadığımız gerçek hayatın acı bir gerçeğidir. Maalesef HAKİKATIN TA KENDİSİDİR.

İstanbul Üniversitesi!!
Öğrencilere yemek veriyor. Yanlış anlamayın, bedava değil! Parayla!! Ama tabi ki öğrenci fiyatlarıyla. Buraya kadar güzel. Ama ne oluyorsa oluyor, üç öğün yemeklerden birine %500 gibi bir zam yapıyor. (3.5 liralık yemek her ne hikmetse 18 lira 50 kuruş oluyor)
Tabi ki öğrenciler yemiyor, daha doğrusu yiyemiyor. Neden?
Çünkü zaten borçlular. Hayata bir sıfır yenik başlıyorlar. Hatta çoğu öğrenci boş vakitlerinde iş arıyor, şanslı olanlar (ne iş olursa olsun) iş bulup az buçuk geçinmeye çalışıyorlar. Ya iş bulamayanlar? Meçhul!!
Onun için çoğu öğrenci, evden gelen harçlıklarla yaşamaya çalışır. En doğal hak olarak; eylem yapıyor bu çocuklar. Neden? Seslerini duyurmak için!! Üniversitesinin Beyazıt kapısında da bir pankart. Bildiğim kadarıyla Hazreti Muhammed’in (mealen) ‘’karnı aç olan komşunun karnı tok olan komşusu; bizden değildir’’ cümlesini rektöre göre uyarlamışlar.
Peki; İstedikleri ne bu çocukların?
İstedikleri; Yemek fiyatlarının geri çekilmesi, o kadar!!
Karşılık? Polis copu vs…
Oysa gençlerin istediği bir lokma yemek. Aç ölmemek…
Anayasamız; Türkiye sosyal, laik, hukukun üstünlüğüne inanan devlettir yazar.
Sosyal devlet!!

Yani açık bir şekilde anlatmak gerekirse; Devletimizin görevi: Yarınımızın teminatı sadece gençlerini değil, tüm yurttaşlarını hiçbir SOSYAL HAKTAN mahrum etmemektir. Bunların arasında vatandaşını aç bırakmamakta vardır. Çünkü; Devlet Vatandaşları İçin Vardır.
Sibel Ünli…
Cebinde veya kartında sadece 1.40 kuruşu olduğu için öldü.
Ve Üniversite geri adım atarak YEMEK ZAMLARINI GERİ ALDI!!
Peki; ya Sibel Ünli?
Sibel Ünli Diye Bir Kız Vardı; BİR ZAMANLAR!!
Şimdi;
YOKKKK…
Sözün bittiği yerdeyiz!!
Kısaca; Esen kalın dostlarım…
Pepo-Erdek-06.01.2929

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

OKUYUCU MEKTUBU – Arzu Hacer B.
OKUYUCU MEKTUBU – Arzu Hacer B.

OKUYUCU MEKTUBU – Arzu Hacer B. İşte Yeniden (4) Ve tarih 21 Kasım’ı gösteriyordu. Erdek’teyim mutluyum huzurluyum, mutluluktan ne dediğimin

Yaşamın İçinden – DÜŞLERDEN HAYALLERE
Yaşamın İçinden – DÜŞLERDEN HAYALLERE

Yaşamın İçinden – DÜŞLERDEN HAYALLERE Derya BALCI deryabalci2@gmail.com İyilik, doğruluk, güzellik, sevgi bizimle olsun! … ve masal bitti Hüznün

Gönül Dostları – ET ve SÜT ÜRÜNLERİNDE HİLE!. YENİ Mİ?
Gönül Dostları – ET ve SÜT ÜRÜNLERİNDE HİLE!. YENİ Mİ?

Gönül Dostları – ET ve SÜT ÜRÜNLERİNDE HİLE!. YENİ Mİ? Fikret ÇAĞIN Tarım ve Orman Bakanlığınca, taklit veya tağşiş (bir şeyin

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
reklam

KÖŞE YAZARLARI