2
emlak

EMEKLİ OLDUKTAN SONRA, YELKENLİ GÜNLER…(10)

Ana Sayfa » Köşe Yazıları » EMEKLİ OLDUKTAN SONRA, YELKENLİ GÜNLER…(10)
Paylaş
Tarih : 09 Nisan 2019 - 18:27

EMEKLİ OLDUKTAN SONRA, YELKENLİ GÜNLER…(10)

(Yazı Dizisi)

ERDEK PLAJLARINDAYIZ

Fahrettin YILDIRIM

Alkoz adasına yaklaştıkça hava tekrar gündoğrusuna direse etti. Ana yelken bayrak gibi sürekli açık olduğundan hemen az da olsa iskele(sol) taraftan şişince hızımız bir knot kadar arttığını fark ettim. Peşinden cenovayı da Eser açınca altı köşe uçurtması gibi sancak ( sağ) tarafa bir kafa atıp kaldı teknemiz. Hız da arttı ardından ama motorun gazını kesmedim çünkü hız hoşuma gitmişti bu  tanıdık sularda. Uzaktan köylü balıkçılarla el ve kol işaretleri ile selamlaştık. Bazı oltacılar boş boş durmaktan sıkılmış olacaklar ki ellerini büyük büyük açarak alkış tuttular. Haklıydılar, kş ortasında , dağlarda kar varken açık denizlerde  küçücük tekneyle seyir yapmak hafife alınacak bir iş değildi.   Eser de ben de gururlanarak bu alkışlara kollarımızı daha büyük açarak sallayıp cevap verdik.  Balıkçı teknelerinden bir kaçını tanıyabilmiştim köyden ayrılalı on yıl olmasına rağmen.

Bu ilhan köyde çok güzel anılarımız olmuştu, ben 4 yıl eşim 3 yıl çalışmasına rağmen. Oğlum ilkokula burada başladı, kış günü paltosu ve çizmeleri ile denize burada düştü. “Oğlum deniz kenarında bir okulda çalışacağız, yüzmeyi mutlaka bilmen lazım” demiştim, öğrendiğinde beş buçuk yaşında idi.

“Baba, düşünce yüzecektim ama adamlar bırakmadılar, paltomdan tutup hemen çıkardılar” Haberi alınca eve geldiğimde Eser çekyatta yorganla örtülü yatıyordu. “ Tabi, yüzerdin biliyorum olsun, yazın bol bol yüzersin.” Kendini kurtarabileceğini bana anlatmak istiyordu. Haklıydı, bu senaryo için çok çalışmıştı, çünkü yerine geldiğimiz öğretmenin küçük çocuğu bu köyde denize düşüp boğulmuştu!

Okulun lojmanını oturulacak duruma getirmek için 15 gün Bandırma’dan gelen ustayı Erdek’ten motosikletimin arkasına alıp köye geliyor , birlikte çalıştıktan sonra tekrar motosikletle Erdek garajına bırakıyordum. Okullar açılmadan üç gün önce lojman inşaatını bitirdik, üç yıl çalıştıktan sonra isteğimizin dışında tekrar uzaklara Manyas Kızıksa ya gittik. ( suçumuz  ise okulun ve çocukların haklarını istemek oldu.) Eser bir, iki ve üçü burada İlhan köyünde okudu. Okulu her yıl badana ve yağlı boya yapıyordum. Öğrencilere  eski PTT direklerinden basket potası yapıp basket oynamayı, mevsime göre beden eğitimi derslerinde denizde yüzmeyi öğretmiştim. (  yaz mevsiminde plajda karşılaştıkça)  Okulu her Cuma deniz suyu ile yıkardık.

Bütün öğrenciler denize kadar tek sıra dizilir yangın kovaları ile elden ele bol bol su taşıyıp okul yıkanırdı. Okul kapanınca da denizcilik derslerini İlhan Bey veriyordu.  Eski bir yelkenciymiş, baba mesleği film yapımcılığı yapmış. Babası Cumhuriyetin ilk yıllarında sinemacıymış, soyadı da Filimer. İlhan Filimer, her öğrencinin  dosyasını tutar, resimlerini çeker, onlara eşofman alır ve kendini bu  İlhan köyüne, gençlere adardı. Kütüphane kurdu, bizden sonra. Optimist ( çocuklar için yelken dersi amaçlı batmayan küçük randa  yelkenli tekne) yaptırmış Avni Usta ya.( Benim  kamaralı gezi teknesini yapan usta) Fakat köylülerin dırdırından dersler yarım kalmış. 1 Temmuz Kabotaj Bayramlarında köyün gençleri, başlarında İlhan bey ile birlikte Erdek’ e gelip bütün yarışları kazanıp kupalar ve hediyelerle tekrar denizden  dönerlerdi köylerine, zafer nidaları ile.  İlhan Bey ilhan köyde DEM adı ile bir denizcilik eğitimi veren bir dernek kurmuştu.  Dernek ve kütüphane çalışmaları iyi gidiyordu ama çok bilmiş köylünün dırdırını seksenli yaşlarda daha fazla çekemedi, yüz  yaşına yaklastığı sıralarda vefat etti. Mekânı cennet olsun. Köylü değerini bilemedi.

Her öğrencimin bir kavak fidanı vardı bir de küçük çepici. Kazarlardı fidanların diplerini fırsat buldukça. Eşim her öğrenciye flüt çalmayı öğretmişti, bayramlarda ve belirli günlerde koro halinde okul şarkılarını çalarlardı, hayran hayran bakan büyüklerinin karşısında.  Ben o yıllarda Köy enstitüsü nedir bilmezken bu tür çalışmalar yaptım, okul bahçelerini ağaçlarla süsledim, köylüye elimden geldiğince önder oldum. Köy enstitüsü kitaplarını emekli olduktan 14 sene sonra değil de çalışırken okumuş olsaydım acaba emekli olabilir miydim öğretmenlikten!

Likoz taşını  ( Alkoz adası ile kara arsında açıkta bir sivri taş, ama suyun hemen bir iki karış altında suların durumuna göre) iskelemizde bıraktığımızı düşünerek Fener burnuna doğru rota tutarken hava tam Narlı istikametinden çok az esiyor. Tam pruvadan esen rüzgârda yelkenler çalışmıyor ve cenovayı topladık. Şeytan kayalıklarını da iskelemizde bıraktık. Şeytan Kayalıkları; yönetmen ve yapımcı İlhan Filimer ( Okulumun denizcilik dersi öğretmeni.) Başrolde Yılmaz Güney,  Erol Taş … Film gibi biraz… Köy öğretmenliğimde yaşadıklarımı yazsam bir Yaşar Kemal çıkar diye düşünmüyorum değil…( İlgilenenler İnternetten bakabilir “Şeytan Kayalıkları”)

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

GIDIKLAMA – Pepo Zarko
GIDIKLAMA – Pepo Zarko

GIDIKLAMA – Pepo Zarko TUZLU VANİLYALI DONDURMA ‘’1973 yılının gençliğini doludizgin yaşadığım günlerdi. Evimiz Beyoğlu’na yakın

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR
Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR

Istakozun Günlüğü – AFORİZMALAR Recai ÇEVİK “FİAT JUSTİTİA ET PEREAT MUNDUS:’’ Latin atasözü. “Dünya yıkılsa da adalet

Istakozun Günlüğü – ŞİİR HIRSIZI
Istakozun Günlüğü – ŞİİR HIRSIZI

Istakozun Günlüğü – ŞİİR HIRSIZI Recai ÇEVİK Baktım denizler bitmiş Kumsal kan içinde Kapılar gıcırtılı Yollar ince yollar çakıllı

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
reklam

KÖŞE YAZARLARI