2
emlak

EMEKLİ OLDUKTAN SONRA, YELKENLİ GÜNLER…(-6)

Ana Sayfa » Köşe Yazıları » EMEKLİ OLDUKTAN SONRA, YELKENLİ GÜNLER…(-6)
Paylaş
Tarih : 12 Şubat 2019 - 14:31

EMEKLİ OLDUKTAN SONRA, YELKENLİ GÜNLER…(-6)

(Yazı Dizisi)

Fahrettin YILDIRIM

LODOS HAVADA YELKENLE İSTANBULDAN ERDEK’E
İstanbul, Yenikapı’dan Bostancıya geçtiğimizde havanın kuzeyden lodosa dirise ( rüzgarın yön değiştirmesi) ettiğini fark ettik. Kaba dalgalar rıhtımı dövüyordu. Oğlumda heyecan vardı, ben de az heyecanlı değildim! İkimiz de böyle uzun seyri ilk defa yapacaktık. Tekneyi aldığım zaman deneme seyri gerçekleştirmiştik. Ön yelkenin rahat açılmadığını görünce marinada bu işleri yapan Edip Bey direğe çıkarak otomatik açıp kapatan mandar için olması gereken yere bir mapa çakarak durumu halletti. Tekne seyri ve hızı gayet iyi idi. Ama gene de elimizin alışmadığı bu tekneyle ve en önemlisi hayatımızda ilk kez uzun bir seyir yapacaktık hem de kış gününde… Motor iyi çalışıyordu ama kapağını bile açıp bakmamıştık! Eser de bir hafta sonu Zeki abisiyle bir deneme seyri yapmıştı. Karinası çok kötü sayılmazdı. Sekiz ay önce karaya alınıp altı temizlenmiş ve zehirli boya yapılmış. Tekne kullanma konusunda bir sıkıntı yok ama hava şartları bizi endişelendiriyordu. Marina yolunda ilerlerken etrafta kar yığınları görüyorduk.Teknenin başına geldiğimizde bazı sahipleri uzakta olanlar gibi bizim teknemiz de kardan gözükmüyordu. Sanki bir ekmeği yoğurda batırırsın ya tekne de işte öyle idi. Tekne baştan kara bağlı idi diğer küçük tekneler gibi. Ben tekneyi çekip bindim ve eşyaları da aldım tam havuzluğa ilerlerken Eser de arkamdan binip teknede ilerlerken “güp!” diye bir ses! … Peşinden suya düşme sesi olacak mı diye beklerken Eser’in güvertede karların üzerinde kalkmaya uğraşırken gördüm. Çok şükür denize düşmemişti. “ Bastığım yerde kaporta kapağı varmış. Cam olduğundan çabuk kaydı, kendimi toparlayamadım.” Diye söylendi Eser.
Birlikte yarım saat kadar kar temizliği yaptık, tekne artık ortaya çıkmıştı, kaporta kapaklarıyla birlikte! “ Atık sen devam et, içersini toparla, ben zeki ağabeyine gidip elektrik sobasını alacağım.” Deyip zeki Beyin teknesine gittim. Zeki de Erdekli, onun tekne hayatına geçmesine ve yelkenli kullanmasına ben çok yardımcı olmuştum. Aynı zamanda aynı yaşlarda olduğumuzdan çocukluk arkadaşıydık da… Ben motor yatımı satılık ettiğimde o almak istedi. Fakat ben onu yelkenliye geçeceğim o yüzden satıyorum, sen de yelkenli al çok keyif alırsın diyerek vaz geçirdim. Beni her bulduğu tekneyi göstermek için telefon görüşmelerimizden sonra İstanbul’a çağırır birlikte inceler karar verirdik. İlk teknesi de Gofi 21 idi, bizimkinin bir eşiydi. Sonra o teknede iki yıl yaşadıktan sonra satıp Algomar 9,40 m aldı. Şimdiki teknesi Beneteau oceans 351 i kendi buldu aldı ve içinde yaşamaya devam ediyor, ege ve Akdeniz kıyılarımızı baştan sona tekrar tekrar gezdi. Marmara’yı da önceden gezmişti.
Zeki bey ile hava ve rota değerlendirmesi yaptık, kısa bir söyleşiden sonra sabah erken yola çıkacağımızdan vedalaşıp yanından ayrıldım. Oğlum tekneyi neta etmiş, içersi sıcak çünkü piknik tüpü ile radyan sobasını yakmış. Uzun zamanda baş ağrısı yapacağından onu söndürüp elektrik sobasını yakıp yattık.

YOLA ÇIKIŞ (5 ŞUBAT KARLI BİR KIŞ GÜNÜ)
Sabah erkenden kurduğumuz saatin sesi ile uyandık. Sobayı tekrar Zeki beye bırakırken marina ofisine gidip çıkacağımızı haber verdim. Hava da aydınlanır gibi idi. Eser çayı hazırlamış ama kahvaltı masası olmadığından araba buzluğunu yan çevirip masa gibi kullandık. Kahvaltı yapmadan çıkmak olmazdı. Çünkü bizi yolda neyin beklediğini bilemezdik, ne olacaksa tok karnına olmalı, iştahımız yok ama yemek zorundaydık…
Her şey tamam. motorumuzu bir tık ile çalıştırdık. Marinayı beyaz ve sakin bir gecenin ardından uyandırırken çok dikkatli olmamız gerektiğinin bilincinde iplere,
şamandıralara takılmadan çıktık. Dışarıda oldukça kaba dalgalar var, tekneyi kaldırıp altından geçiyorlar ama rüzgâr yok gibi. Akşamdan kalan lodos sivelleri ( öncesinden kalan ölü dalgalar) ile bir yükselip bir alçalıyoruz. Görüntü netleştiğinde ana yelkeni basacağım ki fazla sallanmayalım. Harita üzerinde rota açılarını pratik olsun diye küçük bir kağıda yazmış ve kabanımın kolay bir cebine koymuştum. İkimiz de başlıklarımızı eldivenlerimizi kaban ve bir de gemi çarpmalarına karşı can yeleklerimizi giydik.
Yelken motor, sallan yuvarlan Ambarlı açıklarına deniz trafiğinin ortasında gidiyoruz. Eser, gemilerin rotalarını gözlüyor ben ise pusuladan gözümü ayırmıyorum. Doğru gidersek yolumuz uzamaz. “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” deyimi aklıma geliyor, selametler diliyorum kendi kendime. Yedi tepeli şehri sönük ışıkları ile, gemilerin eksoz gazları ve gürültüsü ile sancağımızdan seyrediyoruz. Hızımız gayet iyi, en az beş knot var. (Knot, mil ile aynı ama İngilizler hızı knot ile ifade ediyorlar, uzaklığı ise mil ile) İstanbul un yoğun deniz trafiğinden uzak geçiyoruz. Alargada bekleyen devasa gemilerin aralarından geçtiğimiz oluyor. Anadolu yakasından Avrupa yakasına ulaştık.
BOĞAZI GEÇTİK SAKİN SULARDAYIZ.

 

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Gıdıklama – Pepo Zarko
Gıdıklama – Pepo Zarko

Gıdıklama – Pepo Zarko SOSYETE DÜĞÜNÜ-1 Sevgili dostlar, Dar ve tek gelirli bir emekli; biricik kız yeğeninin düğününe davet edilirse

Istakozun Günlüğü – HOŞGÖRÜ mü? KİME KARŞI
Istakozun Günlüğü – HOŞGÖRÜ mü? KİME KARŞI

Istakozun Günlüğü – HOŞGÖRÜ mü? KİME KARŞI Recai ÇEVİK Tutturdular bir hoşgörü de hoşgörü… Neymiş, demokrasinin –

Istakozun Günlüğü – DEVRİM HALKA SORULMAZ
Istakozun Günlüğü – DEVRİM HALKA SORULMAZ

Istakozun Günlüğü – DEVRİM HALKA SORULMAZ Recai ÇEVİK 1660 Büyük İngiliz Devrimi… 1789 Fransız Burjuva Devrimi.. 1917 Büyük Sosyalist

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz

Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
reklam

KÖŞE YAZARLARI